

Ben TRT'den emekli olduktan sonra Düzce İlahiyat Fakültesi açılmıştı. Bana üniversite yönetiminden bir teklif geldi. Bana öğretim üyeliği görevini önerdiler. "Sizin bilgi ve tecrübelerinizden faydalanmak istiyoruz, lütfen bu teklifimizi kabul edin" dediler. Üniversitelerin kendilerine göre bir prosedürü var. Benim prosedürlerimin buna uyduğu belirlendi. Eserlerim bir kurul tarafından incelendi. Bir yabancı dil sınavı açtılar. O sınavı da geçtik. Böylece Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak göreve başladım. Orada "İslam Tarihi ve Sanatları" Bölümü Başkanı olarak görev yapıyorum. Bu sene yüzden fazla öğrencim var. Onlara 2015-2016 Eğitim-Öğretim dönemi başladığında ders vermeye başlayacağız. Düzce Üniversitesi, İlahiyat fakülteleri arasında 34'ncü sırada. Puanı oldukça yüksek, her isteyen de giremiyor. İnşallah bilgimizi ve tecrübelerimizi öğrencilerimize sunacağız.
Düzce Belediyesi’nde kültür ve sanat danışmanlığı görevinde bulunduğunuzu biliyoruz. Bunu biraz açar mısınız?
Düzce Belediyesi’nde söylediğiniz gibi kültür ve sanat danışmanlığı görevinde bulunuyorum. Bolu Belediyesi’nin bir araştırma merkezi var. Onu örnek alarak Hamdi Birgören ile bağlantı kurduk. O araştırma merkezinin tüzüğünü örnek alarak Düzce Belediyesi araştırma merkezi kurduk. 3 tane araştırma kitabı yayınladık. Uluslararası sempozyumlar düzenledik. Ben Düzce'nin ekmeğini yedim, havasını soludum, çok zor yollardan geçerek bugünlere geldim. Birikimlerimi toprağa gömmek istemiyorum. İnsanlarla paylaşmak istiyorum. Bir de "Düzce'nin tarihi" ile ilgili bir çalışmamız var. Sayın Prof. Dr. Enver Konukçu' nun 2000 sayfalık "Düzce'nin tarihi" ile ilgili kitabını şu anda baskıya hazırlıyoruz. Ben Abant Televizyonu’nun kuruluşunda da görev aldım. Bolu ve Düzce'de Başbakanlığın vermiş olduğu sürekli basın kartını taşıyan insanlardan birisi de benim. Basın kartım olduğu için Abant TV kurucuları beni ziyaret ederek çalışmak istediklerini söylediler. Ben de kabul ettim. Daha sonra benim onayım olmadan keyfi bir yayın yapılmaya başlanınca Ankara'daki RTÜK kurumundaki arkadaşlarıma danıştım, bana "Hocam senin haberin olmadan yapılan bir yayın, korsan yayın olur. Bu işin sorumlusu da siz olursunuz" dediler. Bunun üzerine noterden çektiğim bir dilekçe ile Abant TV Genel Yayın Yönetmenliği görevinden ayrıldığımı ilgili televizyon kanalının yönetimine bildirdim. Ben TRT'de belli yayıncılık ilkeleri çerçevesinde yetiştim. Bu yüzden yayına başlandığının 15'nci gününde bildirdiğim dilekçe ile genel yayın yönetmenliği görevinden ayrıldığımı deklare ettim.
Sayın Turgut Özal'ın Başbakanlığı döneminde onun danışmanlığını yapan isimlerden biri oldunuz. Bu konuda ne söylemek istersiniz?
Ben Turgut Özal'ın Başbakanlık yaptığı 1984-1988 yılları arasında danışmanlığını yaptım. O dönem Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı olan Kazım Oksay ile çalıştım. Onunla beraber Bolu'ya büyük katkılarımız oldu. Ben aslen Düzceli olmama rağmen doğum yerim Bolu olarak biliniyordu. O yıllarda TRT Ankara Radyosu Müdürlüğü görevini yürütüyorum. Bolu Valisi Rahmetli Yener Rakıcıoğlu beni aradı."Bosna-Hersek için bir yardım konseri düzenlemek istiyoruz. Bu konuda bize yardımcı olur musunuz" dedi. Hemen kabul ettim. 50-60 kişilik bir ekiple Bolu'ya geldik. Otelcilik Okulu’nda vali beyle beraber yemeğimizi yedik ardından konsere başladık. Ben o dönemin Bolu Belediye Başkanı Necdet Gören ile Bolu Valisi Yener Rakıcıoğlu'nun ortasında oturuyordum. İlk türkünün okunmasından sonra Vali beyin özel kalemi koşa koşa geldi ve Vali beyin kulağına eğilerek bir şeyler söyledi. Vali beyin rengi birdenbire değişti. "Vali bey ne oldu? dediğimde "Başbakanımız Turgut Özal'ı kaybettik" dedi. Ben "Sayın Valim konsere başladık, sizler de biletleri sattınız. Netice hasıl oldu ama bu saatten sonra konsere devam etmemiz doğru olmaz" dedim.Vali bey bunu kabul etti. Ben az önce şen-şakrak bir biçimde sunum yapan spikerimizi çağırdım ve durumu anlatan bir anons yapmasını istedim. Kendisi oldukça duygulu bir şekilde anons yaparak konserin sona erdiğini söyledi. Ben Bolu Kalkınma Vakfı’nın üyelerinden birisiyim.Vakıf adına Bolu'da canlı yayın şeklinde bir çok konserler düzenledik. Ziya Taşkent, Kutlu Payaslı gibi TRT'nin önemli isimleri Bolu'ya geldi. Sunucu Mustafa Yolaşan'a bu konserlerin paralı yapıldığını söyledim. Yolaşan bu konserlerin daha önce bedava yapıldığını söyleyerek paralı yapılmasının sebebini sordu. Ben de seçkin bir topluluğun konseri izleyeceğini, kapıların konserin başlamasından 10 dakika önce kapatılacağını ve kendisini buna hazırlaması gerektiğini ifade ettim. Yolaşan konserin başlamasıyla birlikte yanıma gelerek "Hocam bu topluluk beni çok etkiledi. Bundan sonraki bütün konserleri paralı yapalım" dedi. Buna ek olarak bazı radyo konferanslarımı da Bolu'da yaptım. Burada bantlara kayıt yapıp tekrar onun montajını yapıp TRT ve "Türkiye'nin Sesi" radyolarında yayınlamak suretiyle Bolu'yu tanıtıcı çok program yaptım.