

Alaaddin Bey İzzet Baysal Caddesi’nin beton kısmının yer yer parçalandığı ve engelli yolunun bakımsız hali oldukça dikkat çekiyor. İzzet Baysal Caddesi’nde yapılacak olan çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?
İzzet Baysal Caddesi ile ilgili olarak şu anda arkadaşlar çalışıyor. Bu yıl içerisinde orası kaplama açısından yeni şekline kavuşacak, çünkü Bolu'nun iklim şartları nedeniyle betonun sağlıklı olmadığı görüldü. Şu an renkli asfaltla bu işin yapılması noktasında bir kanaat oluşturduk arkadaşlarla. Onlar bu konuda çalışıyorlar. Türkiye ve dünyadaki çalışmalara bakıyorlar. Onlar işin estetik tarafındalar. Ben ise daha çok sağlıklı olmasından yanayım. Bolu’da insanlarımız anı ve günü yaşıyorlar. Dolayısıyla yaşam standartlarını bozan her şeyden rahatsız oluyorlar. Bu son derece doğal bir şeydir. Biz ise 11 yıldır Bolu'nun geleceğini planlamaya çalışıyoruz. Belediye olarak bunu en yakın arkadaşlarımıza bile iyi anlatabilmiş değiliz. 2014 yerel seçimlerine giderken “Kafamdaki Bolu resminin % 70'lik bölümünü tamamladık. % 30'luk bölümünü de inşallah bu dönemde tamamlayacağız” demiştik. “Fakat Bolu insanı bunun % 40'nı ya da % 50'sini algıladı” demiştik. Çünkü geleceği planlamakla ilgili yaptığımız toplantı ve sunumlara Bolu halkı maalesef rağbet etmiyor ya da ilgilenmiyor. Bir de insanlar hep günü yaşadığı için gelecek onları pek ilgilendirmiyor. En son Bolu'nun geleceği ile ilgili olarak yaptığımız sunuma hiç bir siyasi partiden temsilci gelmemesi -gelse bile şeklen gelmesi- dikkatimi çekti. Böyle bir toplantıya hiçbir meslek odası temsilcisinin gelmemiş olması şunu gösteriyor; Bolu insanı Türkiye'nin % 95'i gibi anı ve günü yaşamakla meşguller, belki de şehirde olan çatışmamızın ana amacı da günü yaşayanlarla geleceği yaşayan insanlar arasındaki algılama ve algılayış farkıdır. İzzet Baysal Caddesi’nde benim bakış açımdan farklılık şudur. İzzet Baysal Caddesi geçmişte Ankara-İstanbul, hatta Asya-Avrupa yoluydu. Sonradan D-100 dışarı çıkınca orası şehir içi yolu haline dönüştü. Biz de onu yürüme yolu haline dönüştürdük. Yani konsepti değiştirdik. Hem oradaki binaların dış görüntüleri, hem zeminin görüntüsünü değiştirdik. Yani biz ülke genelinde geleceği yaşayan %5'in içine girmek istiyoruz, bizim tüm iddiamız budur. Allah Bolu'ya öyle bir doğa vermiş ki bu doğa dört mevsimin doyasıya yaşanabildiği bir doğa. Karadeniz bizden daha yeşil ama rutubetten duramazsın. İsviçre belki bizden daha yeşil ama orada da güneşi her zaman göremezsin.% 65'i ormanlıkla kaplı bir alan ile 200 civarında gölü ve göleti olan ve yeni göletlerin de yapılacağı bir kenttir Bolu. Bunlar yapıldığında bunlarla uyumlu bir kenti oluşturabilir miyiz? Benim aslında 11 yıllık serüvenim özeti budur. Bunu da kavratma konusunda kendi ekibimdeki en yakın arkadaşlarım da bile çok zorlandığımı ifade edebilirim. Bu serüvenin bir de 10 yıllık belediye meclis üyeliği dönemi de vardır. Ana sistemi bu yıl içerisinde oturtmak istiyorum. İnsanlar, başta kendi çalışma arkadaşlarım olmak üzere ne yapılmak istendiğini kavrasın ki, benim önümü tıkayıp sabote etmeye kalkmasınlar. Bütün bunlara rağmen çok iyi bir yolda olduğumuzu söyleyebilirim. İnşallah bu sistemi vatandaşlarımız da bu yıl yavaş yavaş algılamaya başlayacaklar.
.jpg)
Alaaddin Bey, bu sene çok yağmur yağdı ama caddeye baktığımızda hiç bir dükkânı su bastığını görmedik. Bu konuda ne söylemek istersiniz?
Biz 11 yıldır şehirde altyapı çalışmaları ile uğraşıyoruz.11 yıllık çalışmadan sonra şehrin çok rahatlaması lazım ama ani yağan yağmurlarda kentin bu açıdan çokta rahatlamış olmadığını gördük. Bizim niyetimiz Bolu’yu yaşanabilir kentler arasında dünya markası haline getirmek. Biz şu anda yaşanabilir kentler arasında Türkiye’de ilk 10 arasındayız. Neden dünyada ilk 10 kent arasına girmeyelim? Dünya deyince bunu algılamak biraz atma gibi algılanıyor. Bana sorarsanız dünyada en yaşanabilir kentler arasında en şanslı il Bolu'dur. Kanada'nın Vancouver kenti şu anda dünyanın en yaşanabilir kenti sıralamasında birinci sıradadır. 2’nci ve 3’üncü sırada ise Avustralya'nın Melbourne ve Sidney kentleri bulunmaktadır. Ben bu iki kente gittim. Melbourne kentini ciddi olarak inceledim. Bana göre bizim kadar avantajlı değiller. Melbourne kentinde sanayi şehrin içinde, çıkamamış, bu açıdan şehri rahatsız eden birimleri kentin dışarısına çıkarmak için dünyada ilk kez Bolu’nun uğraştığını rahatlıkla söyleyebilirim. Yani bugüne kadar kavgası yapılan ve sanayinin şehrin dışarıya çıkartılmasının yanı sıra şehri rahatsız eden bütün birimlerin şehrin dışarısına çıkartılması çalışmasını dünyada becermiş bir il yoktur ama Bolu bu konuda çok büyük bir mesafe almıştır. Projesi hazırdır. Eğer bunu yapabilirsek şehirde, kentimizi rahatsız eden hiç bir birim kalmamış olacak ki dünyada bunu başarmış başka bir yer yok. Bizim şehrimiz yakın köylerin şehre dâhil edilmesiyle şehir-köy karışımı bir kent haline geldi. Biz böyle bir kenti dünya kenti yapmaya çalışıyoruz. Bizim bir açıdan dezavantajımız budur. Son zamanlarda bildiğiniz gibi başka köyleri de bünyemize kattık. Bu dönüşümleri sağlıklı bir şekilde yaparak şehri rahatsız eden tüm birimleri dışarı çıkarabilirsek, Bolu o zaman farklı bir konuma gidecektir.

Bolu’da ki altyapı çalışmalarınızda geldiğiniz son aşamayı öğrenebilir miyiz?
11 yıldır yaptığımız en önemli çalışmalardan bir tanesi de mevcut kanalizasyon ve yağmur suyu hatlarının revize edilmesidir. Revize ile bu işin önüne geçemeyeceğimizi gördük ve şu an yeni bir karar verdik. Mevcut D-100'ün kuzey tarafının yağmur ve kanalizasyon sistemi güneydeki ile toplanarak arıtma tesisine gidiyor. Şu anda D-100'ün hemen kenarından ana bir kanalizyon hattını arıtma tesisine bağlayacağız ki şehrin gününü değil, geleceğini de planlamış olacağız. Bu 15 milyonluk bir yatırımı gerektiriyor. Maliyet yüksek olacağı için arkadaşlara dedim ki “Betonu en ucuz biz mâl edebiliyoruz.” Türkiye'de en ucuz beton ve asfalt malzemesi bizdedir. Şu anda bütün beton malzemelerini Bolu’daki beton santrallerine biz veriyoruz. Köroğlu Beton gibi bir firmaya bile biz beton malzemesi verdiğimi ifade edersem o zaman işin ehemmiyeti daha rahat kavranır. Böylece en az 15 milyonluk bir yatırımın 1/3 oranında maliyetini düşürmüş oluyorsun, hem akıllıca hareket etmiş oluyorsun hem de Bolu’nun geleceği ile ilgili alt yapı problemlerini çok daha ciddi bir şekilde çözmüş oluyorsun. Yaşanabilir bir dünya kenti olacaksanız bu tür problemleri minimize etmeniz lazım. Bu problemleri sıfıra indirmek mümkün değil, çünkü dünyada bunu sıfıra indirebilmiş bir ülke yok. Tabiat şartlarını göz önüne alırsak nereye ne kadar yağmur yağacağını bilemeyiz. Bu konuda en çok başarılı olan ülkelerden bir tanesi İsveç’tir. Ben oraya gittiğimde yağan yağmuru bile görmedim ama alt geçitlerin hepsi su ile dolduğunu ve içinde arabaların resmen yüzdüğünü gördüm. Hollanda olsun, Danimarka olsun su ile iç içe yaşayan gelişmiş ülkelerdir. Onlar bile bu problemi tam olarak ortadan kaldıramadığına göre bizim kaldırabilme şansımız olmayabilir ama bunu yaşanabilir kentler arasında en minimize etme şansımız var, şu an onunla meşgul olduğumuzu da tüm Bolu halkının bilmesini istiyorum.
