

27 Kasım 111'de Bithynia' da, diğer adıyla Claudiopolis'de, (günümüzde Bolu) doğmuş olan Antinous' un Roma İmparatoru Hadrian ile nasıl tanıştığı tam olarak bilinmemekle birlikte, kaynaklar 123 yılında Claudiopolis'i ziyaret eden imparatorun görür görmez Antinous' a ilgi duyduğunu söyler. O sıralarda henüz on iki, on üç yaşlarında olan Antinous, o günden sonra imparatorun bütün yolculuklarında ona eşlik eder. 130 yılı Ekiminde, Hadrian ve maiyeti Nil Nehri'nde tekneyle dolaşırken Antinous, kaza, cinayet, suikast ya da dinsel kurban gibi kesin olarak bilinmeyen bir nedenle boğuldu. İmparator kedere boğulmuştu. Antinous’un tanrılaştırılmasını emretti ve şehirlerin adı değiştirildi, onu tasvir eden madalyalar basıldı ve imparatorluğun her yerine heykelleri dikildi. Bithynia, Mantineia (Arcadia) ve Atina'da adına tapınaklar yapıldı, onuruna festivaller kutlandı. Antinoupolis ya da Antinoe şehri öldüğü yer olan Besa şehrinin yıkıntıları üzerine kuruldu

Antinous Tanrılaştırıldı
Antinous öldükten kısa süre sonra bölgede birtakım tarikatlar oluşmaya başladı. Hadrianus’un verdiği talimatlarla, her yere Antinous’un tanrısallaştırılmış heykelleri dikildi. Öldüğü yere Antinoupolis adında bir şehir kuruldu. Eski Mısır’da Nil Nehri’nde boğulanların tanrı Osiris olarak tekrar geri geleceklerine inanılır. Dolayısıyla Mısır halkı da Antinous’u Osiris ilan eder ve bir anlamda İmparator’dan alacakları maddi ve politik desteği de garantileme yolunu seçerler. Antinous tarikatının bu kadar kısa sürede oluşup yaygınlaşmasının altında bunun yattığı tahmin edilir.

“Ölüme gözlerimiz açık gitmeyi deneyelim”
Hadriansus, Antinous’ un Nil Nehri sularında intihar etmesi üzerine şunları düşünür: “Aşk tanrıların en akıllısı… Ancak, bir Akarsu’nun taşıdığı altının kumla karışık oluşu gibi aşk da tutkuya, umursamazlığa, sertliğe, duyarsızlığa ve kendi kendisini aldatan yaşlı adamın lafta kalan mutluluğuna karışır; bundan sorumlu tutulamaz aşk” Marguerite Yourcenar’ın Hadriansus’un Anıları (s. 188).
“Şaşkınım, biriciğim: gövdemin yoldaşı, misafirim. O çorak, soluk, donuk topraklara gidiyorsun şimdi; hınzır şakaların bitti. Az daha bekle, bir daha hiç göremeyeceğimiz bu nesnelere, bu tanıdık kıyılara bir daha bakalım. Ölüme gözlerimiz açık gitmeyi deneyelim” Marguerite Yourcenar’ın Hadriansus’un Anıları (s. 274).

Hadrianus’un gerçek kişiliği hakkında çelişkili yorumlar var
Hadrianus, Roma İmparatorları arasında sakal bırakan tek imparator olmasının yanında, hakkında en çok yazılan tarihi karakterlerden. Roma’nın en önemli beş imparatorundan biri sayılan Hadrianus’un gerçek kişiliği hakkında çelişkili yorumlar var. Marguerite Yourcenar’ın muhteşem romanı ‘Hadrianus’un Anıları’ndaki Hadrianus, yaptıklarıyla yüzleşmeye çalışan bir kültür adamı; askerleri tarafından sevilen ve hakkın koruyucusu dahi bir kumandan. Kimi tarihçiye göre ise Hadrianus fazlasıyla abartılmış aslında haddini bilmez biri. İmparator olduktan kısa bir süre sonra kendisine darbe yapacaklarını tahmin ettiği dört senatörü öldürten, MS 132 tarihinde Bar Kochba Yahudi ayaklanmasında yaklaşık 580 bin Yahudi’yi katleden acımasız bir diktatör olarak lanse edilir.

Sosyal Medyada Antinous'un resimleri ile birlikte sunulan şiirlerin en ünlüsü;
Edip Cansever / TANGOLAR KENDİSİYMİŞ
Tangolar kendisiymiş, kim kime ne deseymiş
Her yer tanrı gibiymiş, bir sonsuz pistmiş.
. . .
Her şey uzunca bir yolculukmuş ve anlatılmış
Belki bir çay molasında.
Belki
Gözleri takılmış da kırık bir kayığa
Sazların arasında
Birinden birini pek anlamamış
Boyası dökülmüş bir kayık olmuş bütün anlatılanlar
Ne çıkarmış
Bırakmış kayığını son durakta
Kente karışmış
Düşünü unutmuş bu kez de kendisi kalmış.
