

Alaaddin Bey Karacasu-Gölcük Teleferik hattı ile ilgili projeniz hakkında bilgi alabilir miyiz?
Daha önce biz Karacasu’dan Gölcük’e teleferikle gelecektik.Yamaç kızağı ile Karacasu’ya dönülecekti. Yamaç kızağı ile Karacasu’ya gitmek için 3 alternatif üzerinde duruldu. 3 ayrı konseptin de analizleri yapıldı. En rantabl olan seçildi. O karara göre yamaç kızağı ile teleferik farklı sistem olacak ikisi de aynı sistem içerisinde çalışmayacak. Teleferik direkt Gölcük’ten Karacasu’ya inip çıkacak. Yamaç kızağı ile hiç inmeden aşağıdan yukarı doğru otomatik bir sistemle çekilerek yukarı çıkacak. Bunun örneğini en son gittiğim Avusturya’da, İtalya’da ve Almanya’da hem teleferiğin, hem yamaç kızağının uygulanan modellerini izledik. Yamaç kızağı ile teleferik projesinin şu anda ihalesi yapıldı. Önce fizibilitesi yapılarak neresi olacağına karar verildi. Şu anda da proje ihalesini başlattık.

Gölcük’ü Bolu Belediyesi olarak Milli Parklar’la beraber işletiyoruz. Yer onların ama İşletmesini bize verdiler. Biz de burasını onlarla müşterek olarak insanların daha rahat edecekleri bir yer haline getirmeye çalışıyoruz. Cumartesi ve Pazar günü buraya gelirseniz, buralarda kokudan geçilmiyor. Bunu tamamen ortadan kaldırmak istiyoruz, bunu Bakanlık da istiyor. Göl çevresinde ızgara yapılmasını istemiyoruz, ızgara yapılacak yerler belirlenerek yapılacak. Gölün etrafına dolaştığınızda alt tarafında balıkhane gibi bir yer görürsünüz. Oranın altı piknik alanı olacak. İnsanlar orada piknik yapacaklar. Oradan gölün etrafına 200 metre yürüyecekler. Dolayısıyla gölün etrafı gezme ve spor alanı haline dönüşecek. Böyle bir altyapı üzerinde anlaştık ve proje yapıldı. Bu proje tasdik aşamasında ancak öğrendim ki yamaç kızağı riskli olur diye Bakanlık tarafından proje dışında tutulmuş. Dün bu konuyu Bakan’la görüştüm. Yamaç kızağı ve Dağ kızağı ile ilgili olarak bilgiler verdim. “Teleferik işini Türkiye’de en iyi şekilde yapan özel firmalar var. Bunlar güvenlik sistemleri açısından her türlü önlemi alınmış çalışmalar. Sizden sadece bunun planlama içerisinde olmasını istiyorum zaten bu projeyi başlattığımızda sizden izin alacağız. Eğer orada bir sıkıntı görürseniz orada engelleyin” şeklinde konuştum. Eğer onaylanırsa hemen yapımına başlayacağız. Çünkü bunun yapımını biz kendi bütçemizle kaldırabilecek durumdayız. Buraya gelecek olan insanlar çocuğuyla birlikte böyle bir keyifli bir imkâna kavuşmuş olacaklar. Burasının master planında eğer bu bölüm geçmezse yeniden plan değişikliği çok daha zor olacağı için ben bu plana dâhil edilmesini istiyorum. Maalesef bakanlıklar nezdinde iş yapmanın çok zor olduğu ve Gölcük nezdinde çok çileli bir sürecin geçtiğini ama son noktada belirli bir aşamaya geldiğimizi ifade edebilirim.
Zaman zaman tavuk altlıklarından enerji üretimi noktasında yalnız kaldığınızı ifade ediyorsunuz. Bu konuda ki çalışmalarınız hangi aşamada?
Basın, siyasi partiler hatta Ak Parti Yönetim Kurulu’nda yer alan bazı isimler bile bu projeye karşı yapılan yürüyüşlere katıldı. Dolayısıyla “benim karşımda tavuk gübrelerinden kurtulmasıyla ilgili olarak kimler vardır dersem?” Benim haricimde “herkesin olduğunu görürsünüz.” Bolu’nun en büyük çevre problemi olacak bir konuda “Bolu’da yaşayanların bu kadar duyarsız olması basınıyla, iş adamıyla, yazarıyla, çizeriyle ve siyasilerle bu kadar duyarsız olması, bir şehrin hayrına değildir.” Düşünün; bir adam Bolu’nun geleceğini ilgilendiren bu kadar önemli bir problemini çözmek için çalışıyor. “Allah Razı olsun” diyeceklerine herkes onu engellemek için her türlü fırıldağı çeviriyor. Böyle bir yapı içerisindeyiz. Tavuk gübreleri sorunu ilimizin en büyük bir problemlerinden biridir. Bu sorunu çözmek zorundayız. Konuştuğumuz her şeyin sonuna kadar arkasındayız. O konuyla ilgili çalışma Güney Kore firmasıyla sürüyor. Çin firmasıyla devam ediyor. Yakında bir İtalya ziyaretim olacak, bu konuda bir İtalyan firmasıyla da görüşmelerim olacak. Yani üç ayrı alternatifle ilgili olarak bu çalışma sürüyor.Bu çalışma içerisinde “tavuk gübrelerini bir katı atık depolama tesisine mi depolayalım, yoksa yakarak bertaraf mı edelim?” şeklindeki alternatifleri masaya yatırıyoruz. Şu anda yakarak bertaraf etme daha makul geliyor, çünkü ortada depolanacak madde kalmıyor. Dünyanın gelişmiş ülkelerine baktığımızda yakarak bertaraf etme yolunun benimsendiğini görüyorsunuz. Maalesef bu konuda yalnız olmamıza rağmen, biz bu konular ile ilgili çalışmalarımızı tüm hızımızla devam ettiriyoruz. Bolu ve ilçe belediyeler olarak cebimizden para çıkmadan bir katı atık bertaraf tesisini inşa edebilirsek, bu yakma işlemine tavuk gübrelerini de almayı düşünüyoruz. Dolayısıyla aynı yerde hem tavuk gübrelerini , hem de çöplerimizi yakarak elektrik enerjisi üretmeye yönelik çalışmayı şu anda birlikte yürütüyoruz. Tesis yeri Orman’a ait bir alan olduğu için mahkeme sürecinde de Orman Bakanlığı bizim arkamızda durmadığı için konu şu an kapandı ama biz özel şahıslara ait bir yer ile ilgili olarak bir çalışma sürdürüyoruz. Eğer Bolu turizm kenti olacaksa ilimizi bu atıklardan kurtarmamız gerekiyor. Bu işi biz becerebilirsek gelecek bizi “Allah razı olsun” diye yâd edecek. Eğer bu proje yaşama geçerse Bolu insanı şu anda dışarda tavuk atıklarından dolayı duyduğu kokuları duymayacak. Bu konuda tesisimizi kurarken her türlü tedbirimizi alacağımız ama bu konuyu nedense kamuoyuna izah edemiyoruz. Şu anda çimento fabrikasının salınımının belki de yüzde biri oranında salınım verecek bir projeye insanlar karşı çıkabiliyor. Değişim ve dönüşüm isteyen konular ciddi irade ister. Bu iradenin arkasında duracak yapı ister. Bazen böyle bir yapıyla tek başıma hakkından gelemediğimi ifade edebilirim. İnşallah bu konunun çözümünü tüm Bolu halkı görecektir. Biz bu konuyu iki yönlü düşünüyoruz.Hem çöpten kurtulacağız, hem de tavuk gübresinden kurtulacağız inşallah.
2014 yılı seçim bildirgenizin en flaş projelerinden birisi “Büyüksu Göleti” idi. Önümüzdeki yıl su sporlarının yapılabileceği bir sayfiye ve rekreasyon alanı konumuna gelebilecek mi?
İnşallah önümüzdeki yıl su sporlarının gerçekleştirilmesini düşünüyoruz. Şu anda Büyüksu ’da gölet yapımına başlandı. Bununla ilgili çalışmalar büyük bir hızla devam ediyor.
Türkiye’de ilk defa çok kapsamlı bir yaşlılar köyünü Bolu’ya kazandırmak için mücadele verdiğinizi biliyoruz. Bununla ilgili çalışmalarınız hangi aşamaya geldi?
Bu proje, Bolu Belediyesi, Neuss Belediyesi , Kızılay, Kızılhaç ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile müşterek yürüttüğümüz bir projedir. Şu anda alt yapısı tamamen hazırdır ve Neuss Belediyesi’ne de bu projenin tüm ayrıntıları gönderilmiştir. Neuss Belediyesi’nde yeni seçimler yapıldı. Bizim daha önce birlikte çalıştığımız Herbert Napp seçimleri kaybetti. Şu anda yeni seçilen belediye başkanı Sosyal Demokrat Parti’den seçilen çok sevdiğimiz bir arkadaş. Köroğlu Festivali’ne bundan önceki seçimde Herbert Napp gelmemiş ama o gelmişti. Çok düzgün ve demokratik değerlere önem veren bir kişidir.O yüzden bu çalışmaları daha da ileri götürebileceğimizi düşünüyorum. Bizim burada Neuss Belediyesi ile çalışmamızın amacı yapım ve istimlak gibi konularda Avrupa Birliği’nin parasını kullanmaktır. Eğer bu fonlardan yararlanamazsak biz bu projeyi tek tek yaşama geçirmeye başlayacağız.Projenin şu anda son şekline doğru geldiğini rahatlıkla söyleyebilirim.
Karaköy TOKİ 2’nci Etap ile AİBÜ arasındaki ulaşımın daha kolay sağlanabilmesi için yapılması planlanan köprü ve yol yapımı ile ilgili olarak sizin bir projeniz vardı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Bu köprü projemizi parasını bulduğumuz zaman yapacağız. Bir dönem eski rakamla 3 trilyonluk bir maliyeti vardı ama şu anda rakamlar değişmiştir. Bu parayı bulabiliriz bizim için problem olmaz ama Bolu’nun öncelikleri açısından biz olaya bakıyoruz. Biz belediye başkanı olduğumuzda üniversiteye bir yerden bile doğru düzgün bağlantı yoktu. Bolu’da ilk asfaltladığımız yollardan biri üniversite yolu olmuştur. Orayı duble yol haline getirmiştik. Daha sonra Mudurnu yolundan gelen yolu duble yol haline dönüştürdük. Bir de şehir içerisinden üniversiteye giden yolu bağladık. Yani üniversiteyi 3 ayrı arterden şehir ile birleştirdik. Sizin sorduğunuz projemiz kolaylaştırıcı bir projedir. Şu anda birinci öncelikli projemiz değildir ama unuttuğumuz bir proje de değildir.
Son belediye meclis toplantısında yaptığınız açıklamada “Karayolları’nın yaptığı üst geçitleri ciddiye almıyorum” demiştiniz.
Karayolları’nın yaptığı üst geçitleri ciddiye almıyorum ve doğru da bulmuyorum. Çünkü üst geçitler rahat kullanılan yerler değildir. Mecburiyetten ya da zoraki kullanılan yerlerdir. Ben üst geçitten ziyade alt geçitleri doğru buluyorum. Hatırlarsanız şu anda Öğretmenevi ’ne doğru giden yola bir alt geçit yapılmıştı. Tuzak gibi bir yerdi, hiç kullanılmıyordu. Biz oraya araçların geçeceği bir yol yaptık. Yanına da yaya geçidi yapınca bu yol çalışmaya başladı. Geçmişte hem araç hem de yaya trafiğine uygun olarak yapılmış olsaydı, en azından 2 metre daha geniş yapılmış olsaydı şu an hem trafik, hem de yayalar rahat rahat geçecekti. Dolayısı ile gerçek anlamda bir alt geçit işlevi görecekti ve işlevsel olacaktı. D-100’ün üstüne üst geçit yapılmasını da ben gereksiz görüyorum. Çünkü yakın gelecekte D-100 tamamen trafiğe kapatılacağı için insanlar karşıdan karşıya yürüyerek geçecek.