Ekrem ASMA
LABİRENTİN KELİMELERİ : “ Ama – Daha – En “ • Ortada Bir Peynir Varsa , Köşede Bekleyen Bir Kedi Vardır – Anonim …


LABİRENTİN KELİMELERİ : “ Ama – Daha – En “ • Ortada Bir Peynir Varsa , Köşede Bekleyen Bir Kedi Vardır – Anonim …
“Kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim. Kimseden akıllı, kimseden güzel, kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok. Kimse için en değilim. Daha değilim. Bu devasa iddiasızlığın bana verdiği özgürlüğün hastasıyım.” Sabahattin Ali
Aslında hayat son derece yalın , renkli ve eğlenceli . Hayatı zorlaştıran keyifsizleştiren ve gök kuşağı renklerini soldurup karabasana çeviren bizleriz… Kollektif sorumluluk / sorumsuzluk konforuna kapı açmamak için daha net söyleyeyim . KENDİMİMİZ .. Bizzat sensin , bizzat benim .
Dans ederek , şarkı söyleyerek keyifle yürümek yerine labirente girip , labirentte debelenmeyi seçiyoruz , seçiyorsunuz… Ve bu yalın gerçeği kabul etmek yerine , labirentinizin köşe başlarında sımsıkı bağlandığınız , bahane kelimeleriniz , meşrulaştırma çabanızı ve yalanlarınızı kendinize inandıracak , yalan söylemiyormuş , açıklıyormuş gibi yapmanızı hissetirecek zehirli ve sihirli kelimeleriniz var … Duyar gibiyim :
“Ama , ben öyle değilim ;
Daha iyisini hak ediyorum,
En çok seni seviyorum , en çok beni sevin “
Gündelik konuşmalarına hiç dikkat ettin mi ? Yeterince dikkat ettiğini , kelimelerini özenle seçtiğini ve daha sonra konuştuklarının aklında kaldığını ya da üzerine düşündüğünü hiç sanmıyorum . Konuşmalarına dikkat edersen , farkedersin ki , ne kadar çok , haksız ve gereksiz yere , AMA – DAHA – EN ile başlayan cümleler kurduğunu göreceksin. Nerden mi biliyorum ? Çünkü , seni önemsiyorum ve dinliyorum . Öylesine konuşmuş olmak için konuşmuyorum seninle . Bununla birlikte, sen hem beni , hem kendini önemsemediğin için öylesine lafladığın için hem beni hem kendini anlamıyorsun. Ben yolda keyifle salınarak yürken sen labirentin içinde kıvranıp duruyorsun . Biliyorum , beni tuhaf , bazen kaba ve kırıcı da buluyorsun . Umrumda mı sence ? Sen de labirente çıkma iradesi ve isteği varsa benim umrumdasın . Yoksa yanılgıların , labirent içinde kıvranmaların , “ ama – daha – en kelimelerin ile başlayan cümlelerin “ hiç umrumda değil … Çünkü , sen kendinin umrunda değilsin ki . Tek umrunda olan , ama ile başlayan saçma açıklamaların , daha fazla ilgilenilmek ve sevilmek , en iyiye ulaşmak vs. Kendini gerçekten umursadığınla , gerçekle ve gerçeğinle dolaysız yüzleştiğinde , kendini olduğu zayıf yönleriyle bile sevdiğinde ve umursadığında , umursarım seni .
“ Ama , niye öyle diyorsun , aslında seni seviyorum ben “ dediğini duyar gibiyim … Kendisini sevmeyen bir başkasını sevemez saçmalama lütfen ve farkındaysan cümleye , “ Ama “ ile başladın zaten… Beni sevme mevzuuna tekrar dönersek , “ gerçekte sen beni sevmiyorsun “ . Zira , labirentteki insanlar maalesef kendisine değer veren , iyilik yapan , insanları sevmezler. Sadece vakit geçirirler , kullanırlar ve işine gelmediği zaman da yok sayarlar. Muhtemelen bu yazıdan sonra da yok sayayacaksın beni … Çünkü , ben işine yaramayacağım.
Bu hayatta mutlu olmak için çok başarılı olmaya , çok fazla para kazanmaya , çok şeye sahip olmaya ve bunları elde etmek için LABİRENTE girmeye gerek yok .
Gel seninle iki şarkı söyleyelim , bu güzel sonbahar mevsiminde biraz dökülen yapraklar arasında yürüyelim… İstersen bana sorunlarını da anlatabilirsin… Dinlerim , çözüm önerilerini de söylerim . Gerçekten dinlersen ve “ ama “ , “ daha “ , “ en “ ile başlayan saçma cümleler kurmayacaksan , sonbahar yaprakları bizi bekliyor. Söyleyeceğimiz ilk şarkıyı da sen seç … Tamam karar vermeyeceksin hemen , ben söyleyeyim …
Ortaçgil ‘ den : Benimle Oynar mısın ?