120x600

Alemdar inşaat

10-09-2015 BOLU

"Korkut Özal'ın annesi beni tebrik etti"

“Birikimlerimi toprağa gömmek istemiyorum” başlığıyla Faruk Ermemiş'le yaptığımız söyleşimizin ikinci bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.

Bİ tur

"Korkut Özal'ın annesi beni tebrik etti"

 

Gazeteci olarak şimdi hatırlayamadığım bir tarihte Suudi Arabistan Kralı’nın davetlisi olarak Hac’ca gittik..O dönem İçişleri Bakanı Korkut Özal'dı.Yanıma gelerek "Annem seni çok seviyor. Cuma sabahları programını hiç kaçırmıyor. Gel seni Annemle tanıştırayım" dedi. Uçakta Başbakan Yardımcısı rahmetli Sayın Necmettin Erbakan'da vardı. Sayın Özal annesine beni göstererek "Bak anneciğim Cuma sabahları beğenerek dinlediğin programın yapımcısı Faruk Ermemiş bu" dedi. Annesi "Şaka mı yapıyorsun" dedi. Onun kafasında 60-70 yaşlarında sakallı ihtiyar biri var. Ben de o dönem 35-40 yaşlarında genç biriyim. Hafize hanımın hemen elini öptüm. Hafize hanım bana hazırladığım program ile ilgili olarak çok övücü ve güzel sözler söyledi. Kendisine teşekkür ettim.

 

"Ali Ulvi Kurucu ile Mina'da karşılaştım"

 

Erbakan'ın Mekke'ye yakın bir kent olan Mina'da bir konferansı var. Dünya İslam Birliği toplantısı burada düzenleniyordu. O konferansı Türkçe söylüyor.İngilizce ve Arapça' ya çeviriyorlar. Onu Türkçe olarak dinleyen bir ben varım bir de Korkut Özal var. Başbakan yardımcısının konuşması bitince Sayın Korkut Özal "Şu Mina' ya gidelim, hacılarla bir röportaj yapalım" dedi. Elimdeki teyp ile röportaj yapmaya başladım.Orada uzun boylu çok zarif bir bey ile karşılaştım. Çok samimi bir şekilde kucaklaştılar. Onun kim olduğunu sorduğumda Özal " Bu Medine'nin muhtarı" dedi. Ben de sahiden muhtar zannettim. Daha sonra Özal bana bu kişinin Medine kütüphanesinin müdürü ünlü milli şairlerimizden Ali Ulvi Kurucu olduğunu söyledi. Kurucu, Özal'a "Bu delikanlı kim?" diye sorunca Özal  "TRT'den Faruk" dedi. Kurucu; "Ermemiş mi?" dedi."Hocam nereden biliyorsun?" dediğimde 30 Ramazan boyunca Antalya radyosunu dinlediğini söyledi, "Bize vatan hasretini burada unutturuyorsunuz" dedi.

 

"80 yaşındaki müftü elimi öpmek istedi"

 

Türkiye'de Balkanlar’daki müftülerin bir araya geldiği bir toplantı yapılmıştı. Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç onları Türkiye'ye davet etmişti. O toplantıya ben de Altıkulaç'ın çağrısı üzerine katıldım. Orada Yunanistan müftüsü 80 yaşında olmasına rağmen "Senden çok şey öğrendik" diye elimi öpmek istedi. Ben onun elini öpmeye çalıştım o da benim elimi öpmeye uğraştı. Sonuçta ben onun zorla elini öptüm. Orada Romanya, Bulgaristan, Macaristan gibi ülkelerin müftüleri vardı. Romanya müftüsü "Kandil akşamları siz İstanbul'dan mevlit yayınları yayınlıyorsunuz. Biz geceleri radyonun başında oluyoruz ama siz bizi hiç hatırlamıyorsunuz?" dediler. Ben de onlara bu eksikliği tamamlayacağıma dair söz verdim. Bir sonraki programımda Balkanlar’da yaşayan, Almanya'da çalışan işçiler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki ve dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan soydaşlarımızın isimlerini dualarda geçirmeye başladım.

 

Sayın Ermemiş yayınlanmış birçok eseriniz var. Bu konuda okuyucularımıza bilgiler verir misiniz?

 

Evet yayınlanmış çok sayıda eserimiz var. Bunlardan bir tanesi aynı zamanda doktora tezimin ismi olan "Hz. Muhammed'in Başkenti Medine İslam'ın Doğuşu ve Yayılışı" isimli kitabımdır. Bu kitap Kültür Bakanlığı tarafından ilim ve edebiyat eseri olarak kabul edildi. Şimdi bu kitabım Düzce İlahiyat Fakültesi’nde ders kitabı olarak okutulacak.

 

Sizin iftar duanızın zaman zaman değiştirilerek kullanıldığını görüyoruz. Değişiklik için izin verdiniz mi? 

 

Hayır, benim duada kullandığım ifadeleri izin almadan kullanıyorlar. Ben İftar duasının kullanılırken oraya bu duanın yazarı olarak kendi ismimim yazılmasını istiyorum. Örneğin bir kişi takvim bastırıyor. Bu metnin yazarı olarak oraya benim ismimi yazmıyor. 7'den 70'e insanların bildiği, kuşakların beraber büyüdüğü bir iftar duasıdır bu. Bunu tahrip etmekte bir suçtur. Takvimde iftar duasını sözlerini değiştirerek ya da ismimi kullanmayarak basıyorlar. Bence bu insani ve ahlaki bir durum değildir. Matbaaya mail atarak bu durumu ilettim, çünkü onların ifadeleriyle benim sözlerim birbirini tutmuyor. Benden izin alan herkese bu duanın yayınlanması için izin veriyorum ama bu duanın yayınlanırken sözlerinin değiştirilmemesi gerekiyor. Çünkü Türkiye bu duayı bu biçimiyle sevmiş. Bir gün Hava Kuvvetleri’nden emekli bir orgeneral; "Hocam duanı niye yayınlamıyorsun? dedi. Ben "Valla TRT yayınlamıyor. Orada belli bir grup var bu şekilde uygun görüyor" dedim. Geçen Bolu'da imsak saatlerini içeren bir takvim bastırdılar. Matbaayı aradım. Durumu anlattım. Bana bu takvimin ellerine hazır olarak geldiğini söylediler. Ben de bunu tahrip etmelerinin doğru olmadığını söyledim. Ticari unsurlar ön plana çıkınca işler maalesef değişiyor.

 




HABERE YORUM YAZIN

DİĞER BOLU HABERLERİ
Köşe Yazarları
Burç Yorumları