

Bolu Valisi Aydın Baruş 10.Yıl marşı ile ilgili düşüncelerini açıkladı. Basın mensuplarının; "Yarın, kamu görevi yapan biri "bu devirde İstiklal Marşı mı kaldı? Ne İstiklal Marşı? gibi bir yorum da bulunursa ne yapacağız? şeklindeki sorusunu yanıtlayan Vali Baruş;
"İstiklal Marşı bizim ortak değerimizdir. İstiklal Marşı hakkında söz edildiği zaman onun gereğini tabi ki yapmak zorundayız." dedi.
Vali Baruş, "10.Yıl Marşı da zaten Cumhuriyeti yani Cumhuriyetin 10.Yılını anlatmaktadır.Sözlerini hepimiz biliyoruz. Bu konudaki yorumları nasıl değerlendiriyorsunuz? yönündeki soruya şu cevabı verdi;
"10.Yıl Marşı hakkında kullanıldığı ifade edilen bazı sözler var. Bunları inceleyeceğiz. Ben,buradan hüküm vermek durumunda değilim. İddiaları şu anda inceletiyorum.Onun sonucunda soruşturma açılıp açılmayacağına karar verilecek. Ben burada bir hükümde bulunmak istemiyorum.Çünkü yanlış olur. Yalnız şunu ifade etmek istiyorum. Resmi törenlerde her zaman İstiklal Marşı söylenmektedir. Başımızın tacı ve Milletimizin ortak değeri olarak söylenmektedir. Bunun haricinde de programların içeriğine uygun konuşmalar ve müzikler yer almaktadır. Ancak, her programa milli marşa alternatif olsun diye başka bir marşı enjekte çalışmak çok uygun bir durum değildir. Kimsenin 10.Yıl marşından rahatsızlık duyması gibi bir durumun söz konusu olmaması lazım. Bu marşın bir takım ideolojik gerekçelerle kullanılarak insanlar arasında ayrımcılık yapmak, insanları ayrıştırmak,onları etiketlemek, onların kafalarının nasıl olduğu yönünde yargıya varmak şeklinde kullanılmasına karşıyım. Okullarda 10.Yıl Marşının yasaklanması gibi bir durum söz konusu değildir. Herkes istediği yerde, istediği marşı söyleyebilir. Ancak, 'birileri çok seviyor' diye her programın içersine de 10.Yıl Marşını koymaya kalkarsak biz tek tip'çi bir anlayışa sahip oluruz. Herkes her programa sevdiği marşı koymaya kalkar o zaman. Burada da bir düzen sağlayamayız. Bir de 'Şu marşı seviyorsun, şu marşı sevmiyorsun'. diye insanları Cumhuriyet Düşmanı ilan etmek, Laiklik Düşmanı ilan etmek ve Atatürk Düşmanı ilan etmek yakışıksız bir durumdur.Biz, önyargılarla insanlara yaklaşamayız. Bu tür yargıları olanlar, geçmişte yaşadığımız sıkıntıları hatırlasınlar. Bu tür yargılar hangi düşüncenin esiri olabilirler. Bu tür düşünce tarzları, Ortaçağda insanları aforoz eden, skolastik düşüncenin ve kendisi gibi düşünmeyen insanları, yargılayarak idama kadar gönderen totaliter düşüncenin eseridir. Türkiye, geçmişte de bunun sıkıntılarını çekmiştir. O nedenle de bu tür yargılamalara girmeyelim ve birbirimizi suçlayarak ve haksız ithamlarda bulunmayalım.
'Cumhuriyet,hepimizin Cumhuriyetidir'
Cumhuriyetin kazanımları 93 yıllık bir kazanımdır.Cumhuriyetimizin, 100.yılına gurur içerisinde giriyoruz. Bu kazanımları korumak istiyorsak.Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi "Fikri Hür, Düşüncesi Hür,İrfanı Hür" nesiller yetiştirmek zorundayız. Bizim kafa yormamız gereken husus budur. Çocuklarımızı ve gençlerimizi ülkesine nasıl daha faydalı, üretken,geleceğe hazırlıklı ve içinde yaşadığımız bilişim çağının gereklerine uygun olarak nasıl yetiştiririz.Bunun üzerine kafa yormamız lazım.Bunun üzerine teklifiniz ve eleştiriniz varsa getirin. Herkes saygıyla karşılasın ama 'bir düşünce üzerine bir söz söyledi' diye hemen o insanları suçlu ilan ederseniz toplumumuzda barışı sağlayamazsınız. Bu yanlış bir davranış olur."